Şirket büyürken yönetim anlayışı geride kalırsa
Büyümenin görünmeyen yönetim sorunlarını nasıl ortaya çıkardığı üzerine.
Şirket küçükken iş sahibinin bilgisi ve yakın takibi birçok işi yönetmeye yetebilir. Şirket büyüdükçe ise aynı yönetim biçimi kararları yavaşlatır, sorumlulukları belirsizleştirir ve iş sahibini günlük operasyonun merkezinde tutar.
Büyüyen şirket, büyüyen bir yönetim sistemine ihtiyaç duyar.
Kararların önemli bir bölümü hâlâ sizden mi geçiyor?
Yöneticileriniz olduğu halde kritik konular yine size mi geliyor?
Günlük operasyonun içinde kaldığınız için şirketin geleceğine yeterince zaman ayıramıyor musunuz?
Yetki verildiği halde yöneticiler karar almaktan çekiniyor mu?
Satışlar büyürken kârlılık ve nakit aynı ölçüde güçlenmiyor mu?
Raporlar hazırlanıyor ama hangi kararın alınması gerektiğini yeterince göstermiyor mu?
Bir şirket belirli bir büyüklüğe kadar iş sahibinin bilgisi, tecrübesi ve bireysel kontrolüyle ilerleyebilir. Büyüme devam ettikçe çalışan sayısı, müşteri sayısı, karar miktarı, finansal hareket ve organizasyonun karmaşıklığı artar.
Bu noktadan sonra aynı yönetim modelinin sürdürülmesi, iş sahibinin üzerindeki yükü artırırken yöneticilerin sorumluluk alma kapasitesini sınırlar.
Her şirketin yapısı, kültürü, insan kaynağı ve ihtiyaçları farklıdır. Mevcut yapı incelenir, gerçek ihtiyaçlar belirlenir ve şirkete uygun yönetim sistemi birlikte şekillendirilir.
Amaç yeni kademeler ve gereksiz maliyetler yaratmak değildir. İhtiyaç kadar organizasyon, doğru görev dağılımı ve daha verimli çalışan bir yönetim yapısı oluşturulur.
Kurumsallaşma, yönetimi başkasına devretmek değildir. Amaç; şirket sahibinin her konuya tek tek müdahale etmeden şirketi daha net, ölçülebilir ve kontrol edilebilir biçimde yönetebilmesidir.
Satış problemi gibi görünen bir konu, yanlış hedef sisteminden kaynaklanabilir. Çalışan problemi gibi görünen bir durum, belirsiz görev ve yetkilerin sonucu olabilir. Nakit problemi gibi görünen bir konu ise stok, kârlılık, yatırım veya tahsilat yapısındaki başka bir sorunun sonucu olabilir.
Şirketin mevcut yönetim yapısı, karar mekanizmaları ve gerçek sıkışma noktaları belirlenir.
Şirkete uygun organizasyon, yetki, hedef, raporlama ve yönetim sistemi oluşturulur.
Oluşturulan yapının günlük işleyişte çalışması ve yönetim rutinine yerleşmesi sağlanır.
Yeni yönetim düzeninin sürdürülebilirliği için şirket sahibi ve yöneticilerle mentorluk süreci yürütülür.
Kurumsal yapılar ve aile şirketlerinde uzun yıllara dayanan üst düzey yönetim deneyimi; bugün büyüyen şirketlerin yönetim sistemlerinin geliştirilmesine ve üst yönetim mentorluğuna aktarılmaktadır.
Yaklaşım; hazır reçeteler yerine doğru teşhise, şirkete özgü yapıya ve uygulanabilir çözümlere dayanır.
Hakkında →Büyümenin görünmeyen yönetim sorunlarını nasıl ortaya çıkardığı üzerine.
Sorumluluk vermek ile gerçek karar alanı açmak arasındaki fark.
Ciro, kârlılık, işletme sermayesi ve nakit döngüsü arasındaki ilişki.
İlk görüşmenin amacı bir danışmanlık paketi sunmak değil; şirketin mevcut durumunu, yaşanan sorunları ve hangi noktadan başlanması gerektiğini anlamaktır.